Sendika.Org‘da yer alan Vedat Türkali söyleşisini aşağıda ekliyorum. Mutlaka okumalısınız. 92′lik yiğit yazar, birilerine komünist iradenin nasıl olması gerektiğini, özellikle ulusal sorun konusunda Marksistlerin ne yapması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Kendilerine “TKP/SİP” adını veren, iliklerine kadar ulusalcılığa bulanmış bir yapının içine düştüğü açmazları ortaya koyuyor.

Vedat Türkali‘nin, özellikle son dönemlerde yoğun bir şekilde tartışılan Kürt sorunu konusunda sahte solculara ders veren açıklamalarını mutlaka okumalısınız.

Uzun ömürler diliyorum Vedat yoldaş :)

Kadir Akın: Geçtiğimiz aylarda Başbakan Tayyip Erdoğan “açılım” çerçevesinde kimi aydın, yazar, sanatçılarla bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Siz de çağrılıydınız. Sağlık sebebiyle toplantıya katılamadınız; ama görüşlerinizi bir mektupla ilettiniz. Basında da yer alan bu mektubunuzda, Kürt sorunu çözüme kavuşturulmaksızın demokrasi konusunda bir adım dahi atılamayacağını anlatıyordunuz. Şimdi savaş tüm şiddeti ile yeniden başladı. Hem yeniden başlayan savaş hem de sosyalist hareketin durumunu nasıl görüyorsunuz?

Vedat Türkali: Önce şunu açıkça ve kesinlikle belirteyim ki, bugün sol çizgide olduğunu söyleyen hiçbir siyasal partiyle, örgütle, herhangi bir biçimde örgütsel bir ilişkim yok; bugünkü koşullarda olacak gibi de görünmüyor.

Önemli bir sorunun çözümü üzerine konuşmaya başlarken önyargılara bağımlı olmamak temel koşuldur. Karşımızdaki, -hele yetkili bir devlet sorumlusuysa- gerçekçi çözümler önermeniz gerekir. Bilimsel doğruları, çözümleri yığınların anlayabileceği açıklıkta önüne korsunuz. Uyarırsınız. Bu adam “şeriatçıdır, yapmaz” önyargısıyla yola çıkmak özellikle bizim ülkede yanıltıcıdır. “Sol”, “ileri” kavramları, laiklik-şeriatçılık aldatıcı ikilemi içine sıkıştırılmıştır çünkü. Peki, bu sorunu bu iktidar çözebilir miydi? Bunu yapabilir miydi? Evet yapabilirdi. Tarihte bir sürü örnek var. Bilimsel, doğru çözümleri “Marksist- Leninist” örgütler saptar. İlerici örgütler bunun kavgasını verir, ortamı hazırlar. Bunu yapma yetkisini elinde tutan iktidarı buna zorlar. “İlerici-sol” kavramları da, tarihsel koşullara göre değişir. Bizler sorunları, yalnız işçi sınıfının değil, küçük burjuvazinin, kimi katmanların o günkü çıkarları gereği vardıkları ileri bilinç düzeylerinden de yararlanarak çözmekle yükümlüyüz. “Devrim yolu, gereğinde nice örgütlerle bağlaşık yürümek zorunda olunan bir yoldur” diyor Lenin. Bakın, Fransa’nın başındaki en büyük sorunu, Cezayir sorununu De Gaulle çözdü. Çünkü Fransa kan kaybediyordu.
More >