serkan olarak etiketli yazılar

KPSS 2010 hakkında düşünceler

Tamam uzun süredir yazmıyorum amma sebeplerim var! Vallahi, okul, hayat ve iş derken internet siteme giremiyordum ki… bi arkadaş uyardı “Serkan, siten boşa gidiyor”, ben “sağa çekiyor zannetmiştim :) ” dedim

Neyse,

Geçenlerde yapılan KPSS sınavı ile ilgili bir iki lafım olacak sizlere sevgili dostlar. KPSS, genç kuşakların heyecanla beklediği sınavlardan biri, Lise mezunları, Üniversite mezunları bu sınava hazırlanmak için ecel terleri çekiyor. KPSS 2010 bu cendere arasında hızlı bir şekilde gelip geçti. Farkındamısınız bilmiyorum ama bu yıl KPSS’ye tam olarak 3 milyon 254 bin 86 aday başvurmuş. Lisans, Ortaeğitim ve 2 yıllık önlisans öğrencileri… Şunu demek istiyorum, ülke koşullarında bu kadar kişinin sınava başvurmuş olması bir sorunun varolduğunu bize açık şekilde gösteriyor. Üniversite hayatından sonra iş hayatına atılmaya çalışan gençler olarak bizler, işi bulmak dört takla atıyoruz. Kurtlar sofrasında şarlatanlar gibiyiz. Sistemin çarkları arasında etlerimizin parçalandığını görüyor, ama sessiz bir şekilde o sisteme biat ediyoruz… Her neyse, KPSS 2010 sınavında başarılı olan öğrenciler “muhteşem devletimizin” kolları arasında “güvenceli” memurluk dönemi yaşayacaklar…(güvenceli mi? umarım öyledir)

İşte KPSS 2010 soruları

Genel Yetenek-Genel Kültür Testi ve Cevap Anahtarı

Yabancı Dil Testi ve Cevap Anahtarı

Eğitim Bilimleri Testi ve Cevap Anahtarı

Hukuk-İktisat-İşletme-Maliye-Muhasebe Testi ve Cevap Anahtarı

Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri-Ekonometri-İstatistik-Kamu Yönetimi-Uluslararası İlişkiler Testi ve Cevap Anahtarı

Öneri üzerine

Arkadaşlarımın önerisi üzerine yazmaya devam ediyorum.

Efenim, son zamanlar da blogu aksattığım gerçek, öyle ki bir ara bu sitenin varlığını bile unutmuştum. Bir arkadaşımın “abi ya, siteni çok beğendim yazılarını zevkle okuyorum” demesine kadar. Önce büyük bir şaşkınlık, afallamalar ve daha sonra “bir ışık gördüm” durumları… Evet, evet böyle oldu.

Sonra efendim anladım ki ismime ait bir sitem var. E haliyle unutkanlığın getirdiği eziklikle siz değerli “potansiyel okuyucularımın” karşısında ne yapacağımı bilmez haldeyim. Ah ah, daha ilk açtığımda neler planlamıştım halbuki, efendim sürekli yazı yazacak, güncel gelişmeleri yorumlayacak, kendimi size ifşaa edecektim -ifşaa mı?-

Olmadı! Ama elimde değil sevgili arkadaşlar

Neyse efendim bundan sonra daha sık yazacağım, söz veriyorum.

Selamlarımla

Serkan

Tekelleşen Basın ve ben

Bu yazı anlık olarak yazılmaktadır. Serkan, 24:48′de başlayan yazısını 11:30 bitirmeyi düşünüyor… Umuyoruz :)

22:50 : İstanbul bu akşam çok çok soğuk! Az önce geldim eve. Yolların kayganlığı ise ayrı bir olay, yolda yürürken en az 5 – 6 kere düşme tehlikesi geçirdim. Neyse ki her seferinde dengemi sağladım. Denge meselesi yani…

Bugün birçok konuda afalladım, ilk yazımda belirttiğim üzere gün içerisinde yapacaklarımı sıralamıştım;

bugün elimde kalan bir iki kitabı bitirip kurtulmak istiyorum. Böylelikle kafa olarak da rahatlar insan. Daha sonra şu Buz Devri 3′ü izlemek istiyorum.

Kitapları yatağımın baş ucuna koydum beni bekliyorlar. Fakat Buz Devri 3‘ü izleyemedim… Benden kaynaklı bir durum değil aslında, sevgili dostum Eser geldi eve, sohbet ederken unuttum gitti… Artık yarına kaldı film…

23:04 : Bir arkadaşım MSN’den dert yanıyordu, “neden gazeteler tekelleşiyor” diye. İlginç bir tartışma gerçekleşti aramızda. Yaşadığı işsizlik yüzbinlerce Gazetecilik mezununu etkilediği gibi onu da derinden sarsmıştı. Mevzu alanım olunca insan kendisini durduramıyor, ha babam konuşuyor… Türkiye’de Basın tekelleştikçe nicel olarak büyükmekle birlikte nitel olarak tam tersi yol sergiliyor… Arkadaşımın öfkesini ve çaresizliğini gördükçe hem alanıma olan ilgimin artmasına hem de, birşeyler yapmanın gerekliliği inancına daha bir sarılıyordum. Günümüz de basının etik ve ahlaki açıdan yerlerde sürünmesinin tarihsel kökeni 1831 yılında devletin çıkardığı Takvim-i Vekayi‘ye kadar uzanır. Böyle başlar “devlet vesayeti“… 80′li yılların sonrasında basın artık medya endüstrisine ulaşır. Özal’lı yıllar gazete ve gazeteciliğin nitelik olarak değişmesinin başlangıcıdır aslında. Star TV’nin kurulmasıyla birlikte yeni dönem başlar. Daha sonra alabildiğince gazetenin tekelleşmesi gazete çalışanlarının işsiz kalmasına yol açar… Yıl 2010 işte arkadaşım 80′li yılların politik yaklaşımlarının meyvesidir.

23:22 : Daha önceki yazımda PHP öğrendiğimi söylemiştim. Eğlenceliymiş gerçektende PHP dilini öğrendikçe insan geliştiğini fark ediyor. İlk öğrendiğim fonksiyon gettype() fonksiyonu… Peki bu fonksiyon ne işe yarıyor? gettype() fonksiyonu bir değişkenin -ki değişken, tanımladığımız karakter, sayı ve karakter gibi değer barındarabilen özel bir konteynerdır- tipini test etmek için kullanırız.

23:35 : Birisine seni seviyorum nasıl dersininiz? Çok sevdiğim bir arkadaşım cesaret ve kararlılıkla söylemek istediklerini çekinmeden söyleyebiliyor. Açıkçası ona gıptayla bakıyorum.

23:37 : Üniversite konusunda sürekli farklı fikirler dinlemeyi seviyorum. Birçok konuda bilgi alışverişi yaptığım arkadaşlarımı dinledikçe nirvanaya ulaşıyorum… Hele bir de bu arkadaşım deneyimliyse…

23:38 : Amin Maalouf‘u okumalısınız… Bir insan Doğu-Batı’yı bu kadar güzel buluşturabilir mi?

23:39 : Şimdilik bu kadar, yarın sabah görüşmek üzere :)

/Serkan

Not : Yazı 23:30′da bitmedi, özür diliyorum :) )

Şubat’ın 3′ü, sabah saatleri mekan evim

Bu Yazı anlık olarak yazılmaktadır saat 10:25′de yazılıp,  12.00′a kadar bitirilmesi planlanıyor. Umarım :)

Saat 10.27 : Üzerimdeki sabah ağırlığını atmaya çalışırken sürekli esneme krizlerine girdim. Neyse ki, çabuk toparlanmasını bilen insanım. Şu saat itibari ile internet’te haber sitelerine doğru yolculuğum başladı.  İlk haberimi okurken gülme krizine girdim vesselam….

Efendim haberime göre MHP’li Osman Durmuş, Başbakan‘a hitaben “Erdoğan ikinci Peygamberdir” demiş, böylece Meclis kayıtlarına giren en eğlenceli sözlerden birini söylemiş olmuş… Mamafih, Meclis’in tansiyonu ondan sonra bir çıkmış bir inmiş, Erdoğan bunu “terbiyesizlik” olarak nitelendiredursun, o konuşurken önünde milletvekilleri “ceket” çıkarıp, gömlek kollarını yukarı doğru katlayarak kung-fu gösterileri yapıyordu.

Haber sitelerine baka durarken bugün yapmak istediklerimden de bahsedeyim size… Öncelikle şuan dışarısıda insanı donduracak kadar soğuk bir hava var. Kar da yağmış. Bu arada dışarı çıkmayı düşünenlere uyarı, gocuk, şapka ve atkı bulundurun… Ne diyordum? hah yapmak istediklerim, bugün elimde kalan bir iki kitabı bitirip kurtulmak istiyorum. Böylelikle kafa olarak da rahatlar insan. Daha sonra şu Buz Devri 3′ü izlemek istiyorum.

10:40 : Bu arada PHP ile ilgilenmeye başladım. PHP (Personel Home Page) olarak adlandırılıyor. Böylece dinamik web sitesi yapmak için pek zorlanmayacağım…

10:50 : Çay koyma vakti… Ben çay koyarken siz de dinlenin lütfen.

10:58 : Çayı koydum çorabımı giymeyi unutmuşum, onu da giydim. Radikal’in internet sitesine bakıyorum. Oral Çalışlar‘ın bugünkü yazısını okudum. Tasiye ediyorum. Bu arada Radikal‘in bir haberinde, Youtube Barack Obama‘nın konuşmasını canlı olarak vermiş. Youtube kullanıcıların gönderdiği 11 binin üzerindeki sorulardan sadece 10 tanesini yanıtlamış. Acaba bu soruların içinde Ortadoğu var mı? Merak işte benimkisi. Bu arada savaşa yeni bütçe ayırmış Demokrat Başkan :)

11:03 : Doğalgaz’a zam haberini duyduktan sonra annem biraz tuhaflaştı. Kombi’nin ayarlarıyla pek oynar görüyorum. Siz siz olun kombinin alıcırıyla oynamayın efendim, bir üşüyüp bir bunalabilirsiniz. Anam ne yapsın garibim, ülkemizin “zeki yöneticileri” doğalgaz ayarlarını sürekli bozuyor, doğaldır…

11:08 : Devletimizin internet sitelerinin birçoğunun kötü tasarıma sahip olduğunu biliyormuydunuz? Ey vicdanlı tasarımcılar neredesiniz hele devletinize yardım elinizi uzatın.

Bugünlük bu kadar…

Akşam görüşmek üzere :)

/Serkan

Merhaba Bloglar Alemi!

Arkadaşlarımın ellerinde pankartlarla evimin önüne gelip slogan atmasıyla başladı herşey… Bu blog onların eseridir aslında… Pankartın birinde şöyle yazıyordu: “Serkan bize tüm bildiklerini paylaş, n’olur”. Kıramadım tabi ki dostlarımı… Böyle başladı yolculuk…

Peki nasıl olacak?

Efendim günlük olarak yazmayı düşünüyorum bu bloga, 1 günde 2 yazı parolasıyla çıkacağım. Sabahın erken saatinde başlayacak yazım akşamın son yazısıyla son bulacak.

Peki neler olacak blogda?

Kendimi sınırlamayı düşünmüyorum aslında, tüm mevzulara bodoslama girmeyi düşünüyorum. Gazetecilik mevzusundan, edebiyata, bilgisayar dünyasından günlük yaşamıma vb. her konuda söyleyecek sözüm olacak.

Siz beni takip eden şanslı insanlar!

Şimdi yeni bir yolculuğun takipçileri olmaya nedersiniz?

/Serkan