Toplum ve Kuram’ın 3. sayısı çıktı

toplum ve kuram dergisiToplum ve Kuram Lêkolîn û Xebatên Kurdî” dergisinin, 3. sayısı birkaç gün önce çıktı. 3 aylık periyotlarda çıkan derginin 3 sayısı çıkarılması gereken süreden 3 ay sonra çıktı. Birçok kişi gibi bende merak ettim. Hiç sıkılmadan gittim bu işin mutfağında çalışan bir iki arkadaşa sordum ( Ankara’da dayım var gibi oldu, neyse) ne zaman çıkacak diye, ha bugün ha yarın derken önce mailimde sonra facebookta duyuruyla gördüm.

Eh içim rahatlamadı değil hani… Çünkü, artık neredeyse umudumu yitirmek üzereydim… Korkuttunuz bizi derginin yayın kurulundaki arkadaşlar :) )

Neyse bu sayıdaki konu “Birlikte yaşa(yama)mak” sorusu üzerinden gidiyor. Son dönemlerde Kürt sorunun ağır bir şekilde gündemleşmesiyle birlikte, iki halk arasında yaşanan duygusal, fiziksel kopuşun içten içe hissedildiğini görmekteydik. İşte bunu gündemine alan Toplum ve Kuram, birlikte yaşam koşularının tarihsel, sosyolojik vb. bağlamda varolup olmadığını araştırıyor, tartıştırıyor. Sorun ağır olduğu için bu konuda net bir cevaba ulaşmak benim açımdan cevaplanması çok zor…

İşin en ilginç yanı, son dönemlerde milliyetçi reflekslerle hareket eden kimi “gazeteci – yazarlar” sorunun tarihsel arka planını görmezden gelip, Kürt sorununu belirli tarih dilimi üzerinden “çözüm tezleri” öne sürerken, (15 Ağustos 1984 silahlı eylem), kimi politik özneler ise savaş siyasetini ön plana almış durumda. Özellikle ana-akım medya sıkça, Türk ve Kürt halkının “binlerce yıllık kardeşlik” vurgusunu ısıtıp ısıtıp önümüze sokması, aslında tartışmanın odak noktasının ne olduğunu bize gösteriyor. Bu nasıl kardeşliktir ki, bir türlü “hukuksal eşitliğe” evrilmez. Eh aydınlarımızın “büyük ağabey” rolüne kendinilerine baya kaptırmış görüyoruz :) … İşte Toplum ve Kuram dergisi de, sorduğu soruların ve aradığı cevapların üzerine düştü. Gerçektende bu dönemde okunmasını istediğim Toplum ve Kuram, birçok kişinin sorularına cevap olabilecek nitelikte sayı çıkardı karşımıza… Ben hemen aldım dergiyi, kafam da okumak için can attığım Nazan Üstündağ‘ın “Esenyurt’da Kürt ve Türk Cemaatleri: Gündelik Yaşamda Hasımlık ve Konukseverlik” adlı çalışmasını okudum. Zira mailimde ilk dikkatimi çeken yazılardan biriydi… Sonra diğerleri geldi tabi ki… Belirli bir sıralama şeklinde okumadım, hangisi ilgimi çektiyse ondan başladım.

Kürt öğrencilerinin, akademisyenlerinin Toplum ve Kuram gibi bir ‘mevziyi’ elde etmesi gerçektende gurur verici. Özellikle akademik çalışmaların Kürt öğrencileri arasında bu dönemde yaygınlaşması, Toplum ve Kuram’ın önünün açık olacağını gösteriyor.

Yolları açık olması dileğiyle…
More >

Oyuncak Hikayesi 3 vizyonda, peki izlediniz mi?

oyuncak hikayesi, oyuncak hikayesi filmiOyuncak Hikayesi 3 geçenlerde vizyona girdi. Oyuncak Hikayesi daha önceki serilerini izleyenler bilir, ana karakterlerini Woody ve Buzz‘un oluşturduğu Oyuncak Hikayesi, 3. serisiyle yoluna devam ediyor. Hikayemiz oldukça eğlenceli olması sebebiyle, birçok animasyon fanatiğini sinema salonlarına çekiyor. Serinin 2 filmini de izleyen ben, ne yazık ki hala 3.’sünü izleyemedim. Tamam tamam, kızmayın en kısa sürede biletimi alıp o kırmızı koltuklardan bir tanesine oturacağım…

Daha önceki bölümlerde maceradan maceraya atılan kahramanlarımız bu sefer fena halde zor durumdalar, zira yaramaz Andy büyüdü ve artık oyuncakların o büyülü dünyasına olan “yabancılaşma” (marx’dan çalınmadı :P ) kendini göstermeye başladı. Andy büyür ve üniversite sınavlarına hazırlanır. Böylece, kahramanlarımız tedirgin olmaya başlar….

Andy’nin aslında çok fazla oyuncağı yoktur. Yeteri kadar yanii… Var olanlardan sadece bir tanesini sever (parantez açayım, genellikle Woody ile oynar, tabi ki diğer oyuncakları sevmemezlik etmez) o da Kovboyumuz Woody’dir… İzleyeciler, Woody’nin, Andy’ye olan sevgisinin bitmeyeceğini düşünür, haksız değillerdir. Fakat bu sevgi Andy için “bitmez” bir durum değildir. Andy büyüdükçe, Woody’nin etekleri tutuşur aslında, çünkü Woody gerçekten “sahibini” sever. Onunla olduğu zaman kendini güvende hisseder ve mutludur… Taa ki 3. sezona kadar…

Ve benim en sevdiğim karakter Buzz! Aslında Buzz, animasyon dizisinin en çılgın karakterlerindendir. Zira serinin ilk iki bölümünde “gerçek dünya”ya alışma süreci yaşar, zira hala o “düşman bulup, yok etme” sevdasındadır. Tabi ki o algıyı Woody ve arkadaşları sayesinde kırar, fakat zaman zaman hala “düşmanlara karşı savaş” sloganını kafasından atamaz :)

Peki Oyuncak Hikayesi 3‘te neler var?

Açık ve net olacağım, serinin 3′sü, ilk ikiyi geçecek ölçüde olacağı söyleniyor, internette küçük bir araştırma yaptıkça bunun farkına daha çabuk varabiliyor insan. Zira, birçok kişi Oyuncak Hikayesi 3′ün, ilk ikiyi unutturacağını iddia ediyorlar.

  • Oyuncak Hikayesi 3′ü, 3D formatında izleyin. Bunun için 3D’ye uygun sinema salonları arayın.
  • Oyunca Hikayesi 3′ün seslendirmesinde Beren Saat ve Kıvanç Tatlıtuğ var.  Beren Saat, “Barbie” karakterini, Kıvanç Tatlıtuğ ise “Ken” karakterini seslendiriyor.
  • İngilizce seslendirmelerinde Tom Hanks, Robin Williams ve Whoopi Goldberg var
  • IMDB puanı 9.1, yine IMDB’de Top 250 listesinde 6. sırada.
  • Oyuncak Hikayesi 1 1995′te, Oyuncak Hikayesi 2 1999 çekildi.

KPSS 2010 hakkında düşünceler

Tamam uzun süredir yazmıyorum amma sebeplerim var! Vallahi, okul, hayat ve iş derken internet siteme giremiyordum ki… bi arkadaş uyardı “Serkan, siten boşa gidiyor”, ben “sağa çekiyor zannetmiştim :) ” dedim

Neyse,

Geçenlerde yapılan KPSS sınavı ile ilgili bir iki lafım olacak sizlere sevgili dostlar. KPSS, genç kuşakların heyecanla beklediği sınavlardan biri, Lise mezunları, Üniversite mezunları bu sınava hazırlanmak için ecel terleri çekiyor. KPSS 2010 bu cendere arasında hızlı bir şekilde gelip geçti. Farkındamısınız bilmiyorum ama bu yıl KPSS’ye tam olarak 3 milyon 254 bin 86 aday başvurmuş. Lisans, Ortaeğitim ve 2 yıllık önlisans öğrencileri… Şunu demek istiyorum, ülke koşullarında bu kadar kişinin sınava başvurmuş olması bir sorunun varolduğunu bize açık şekilde gösteriyor. Üniversite hayatından sonra iş hayatına atılmaya çalışan gençler olarak bizler, işi bulmak dört takla atıyoruz. Kurtlar sofrasında şarlatanlar gibiyiz. Sistemin çarkları arasında etlerimizin parçalandığını görüyor, ama sessiz bir şekilde o sisteme biat ediyoruz… Her neyse, KPSS 2010 sınavında başarılı olan öğrenciler “muhteşem devletimizin” kolları arasında “güvenceli” memurluk dönemi yaşayacaklar…(güvenceli mi? umarım öyledir)

İşte KPSS 2010 soruları

Genel Yetenek-Genel Kültür Testi ve Cevap Anahtarı

Yabancı Dil Testi ve Cevap Anahtarı

Eğitim Bilimleri Testi ve Cevap Anahtarı

Hukuk-İktisat-İşletme-Maliye-Muhasebe Testi ve Cevap Anahtarı

Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri-Ekonometri-İstatistik-Kamu Yönetimi-Uluslararası İlişkiler Testi ve Cevap Anahtarı

José Mujica – Devlet Başkanından öte bir insan

Jose MujicaBugün internet sayfalarını gezerken, ilginç ve bir o kadar da sevinç dolu bir haberler karşılaştım. Uruguay Devlet Başkanı José Mujica‘nın mal varlığı ile ilgiliydi bu haber. Haberi okurken gülümseten yorumlarıda dikkatle okudum. José Mujica hakkında yaptığım araştırmalara göre güzel bir değerlendirme ve bilgilendirme yazısı yazmaya karar verdim.

José Mujica kimdir?

Halk tarafından “Pepe” olarak adlandırılan Başkan Mujica 20 Mayıs 1935 yılında Uruguay’da doğar. Gençliğinden başlayarak, Latin Amerika’da yaşanan devrimci ayaklanmalar sürecine kayıtsız kalmaz ve yaşadığı Uruguay’da mücadeleye atılır. 1960′lı yıllarda Küba Devrim’inden ilham alan Tupamaros adlı yerlilerin hakları için mücadele eden Gerilla hareketine katılır. Aktif siyasal yaşamına devam ederken 1972 yılında bir polisi öldürmekten tutsak düşer. Ne acıdır ki, Latin Amerika’nın kara dönemlerinden olan faşist darbeler kendi ülkesinde de görülür. 1973 yılında Askeri Cunta’nın gerçekleştirdiği darbeden sonra diğer Tupamaroslu yoldaşlarıyla birlikte askeri cezaevine sürgün edilir. İşkencelerden geçirilen Başkan Mujica 15 yıl boyunca işkenceyle birlikte tek kişilik hücrede kalır.

1985 yılında darbe dönemi kapanarak tüm siyasi tutsaklara af getirilir. Bu dönemde dışarı çıkan Başkan Mujica yoldaşlarıyla birlikte Halk Girişimi Hareketi‘ni (Movimiento de Participación Popular-MPP) kurar. Daha sonra siyasal mücadeleyi yükseltir ve halkla birlikte yaptığı çalışmalarla parlementoya girer. Bir dönem Bakanlıkta yapar.

Partisi tarafından 2009′da Başkan adayı olarak gösterilir. Ekim 2009′da ilk turda kazanamaz, ikinci turda rakibini geçer ve başkan olur.

Eski Gerilla olan Mujica Başkan olduktan sonra yaptığı çalışmalarla halk tarafından sevilir. Haberden aldığım ilginç notlar

  • Maaşının (9.700€) %70′ni sosyal konut projesi için geri yolluyor
  • Mal beyanına göre sadece 1.500€’luk Volkswagen’i (bizim tabirimizle tosbağ) bulunuyor
  • Ülkesinde çok sevilen birisi
  • Halk tarafından “Pepe” olarak adlandırılıyor
  • Ayrıca kendisi vajetaryan :)

Seviye Belirleme Sınavı yapıldı – İşte Seviye Belirleme Sınavı Soruları

Genç öğrenci arkadaşlarımızın girdiği Seviye Belirleme Sınavı bugün yapıldı. İlköğretim 8. sınıfa giden öğrencilerin girdiği SBS‘ye bu yıl toplam 1 Milyon 18 bin kişi girmiş. Öncelikle böyle zorlu bir sınavı tamamlayan öğrencilere geçmiş olsun diyorum.

Seviye Belirleme Sınavı‘nın bitimiyle birlikte Milli Eğitim Bakanlığı internet sitesinde seviye belirleme sınavı sorularını ve cevaplarını yayınladı. Soru ve Cevaplar için tıklayınız

Bu arada sonuçları merak eden öğrenciler 1 ay beklemek zorunda, zira açıklanma tarihi 8 Temmuz‘da. 9-23 Temmuz arası ise tercih dönemi. Yapacağınız tercihleri 9-23 Temmuz arasında yapınız. Yapılan açıklamaya göre 12 tercih hakkınız var. Ve yerleştirme sonuçları 29 Temmuz‘da

Unutmadan, sınav sonuç belgesi posta yoluyla gelmeyecek. Öğrenmek için “http://oges.meb.gov.tr” adresine gideceksiniz.

Yarın 7. sınıflar girecek, şimdiden başarılar.

Biri Bizi Gözetliyor programı film oldu!

Evet evet yanlış okumadınız. Hayatımıza giren programlardan biri olan BBG Evi, Alper ve Caner Özyurtlu kardeşler tarafından film haline getirildi. Hatırlarsınız çıktığı dönem de Türkiye halkının yarısından fazlası ekrana kilitlenmiş, kadın-erkek ilişkilerinin neredeyse ayağa getirildiği bir programdı BBG Evi. Özellikle Caner ve Tülin ikilisi arasında yaşanan “aşk”, “kavga” gibi durumlar, halkımızı televizyonlara çekerek TV ekranlarından bir an olsun gözünü alamamasına yol açmıştı.

Açıkçası 1 kere bile izlemedim… Ciddiyim :) Ama basınımız sağolsun neredeyse hergün gözümüze sokmaktan bıkmıyorlardı. Eh özellikle Kanal D, ATV ve Show TV’nin bunda rolü çoktu. Haberin son 10 dk’sı mutlaka bu programa ayırılırdı. Ne günlerdi yaa :)

İşte bu program sinemaya aktarıldı. İlginç bir konusu olduğunu düşündüğüm filmde gerçeklik neredeyse tam oturtulmuş Uğur Vardan‘ın bu konuda yazdığı yazıyı mutlaka okuyun derim.

Filmin konusuna gelince;

Filmde, “Ev” adlı televizyon programında 24 saat içinde yaşananlar seyirciye aktarılıyor. Canlı yayın yolunda devam ederken, “Ev”e birdenbire silâhlı bir adam girer ve yarışmacıları rehin alır. Saldırganın amacı oyunun kurallarını değiştirmektir. “Ev” adlı yarışmanın final gecesinde birinci olan yarışmacı elemek istediği kişiyi öldürecek ve tüm olanlar canlı yayında ekrana gelecektir.

ev

Ayrıca Ev filminin fragmanını izlediğiniz zaman etkileneceğinizi düşünüyorum

Google’a yasak mı geldi?

Son 3 gündür yaşanılan süreci takip eden var mı aranızda bilmiyorum. Türkiye’de sansür zihniyeti artık uç noktaya vardı. Dünya’nın en çok bilinen şirketlerinden olan Google’a, ülkemizden bir darbe vuruldu. Peki neydi bu darbe? Hemen söyleyelim; sansür, engelleme, yasaklama… Nasıl adlandırılırsa adlandırılsın, ortada olan gerçeği örtmüyor bu durum.

Youtube’u tümden engelleme sevdası yüzünden neredeyse Google’ın tüm uygulamalarını engelleyen Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, youtube’u engelleyeceğim diye, neredeyse Google’ın tüm uygulamalarına engel koydu.

Habere şöyle bir gözatalım

Bazı ADSL firmaları ve servis sağlayıcılar tarafından abonelerine gönderilen bilgilendirmeye göre, erişimi engellenen IP’ler dolayısıyla Google’in bazı uygulamalarına erişememe veya erişimde yavaşlık yaşanması bekleniyor.

Bilgi notunda, sınırlamayla Google internet sitesine erişimde sorun yaşanması, reklam gibi analiz verisi için internet sitelerinde Google Analytics, Google Maps gibi Google uygulamalarını kullanan portal veya internet sitelerinde erişimin yavaşlayabileceği uyarısı yapıldı, Google Toolbar yüklü bilgisayarlarda bazı sitelere, internet siteleri dahilinde “google search” kullanan alan adlarına erişimde yavaşlama olabileceği ifade edildi.

Firmalara ait Google uygulamalarıyla entegre veya Google Search’e dayalı bazı uygulamaların bu erişim kısıtlamasından etkilenmesinin de söz konusu olabileceği duyuruldu. Bu arada uzmanlar, TİB’in kararının, Google’a ait eski Youtube IP’leri ile ilgili olabileceğini değerlendirdi.UYGULAMALARDA YAVAŞLIK

Servis sağlayıcı firmalar, IP’lerin engellenmesinden ötürü Google’ın bazı uygulamalarına erişememe ya da yavaşlık yaşanmasını beklendiğini söylüyor. Firma açıklamalarına göre şunlar olabilir:

Google web sitesine erişimde sorun yaşanması
Reklam vb. analiz verisi için web sitelerinde Google Analytics, Google Maps gibi Google uygulamalarını kullanan portal veya web sitelerine erişimlerin yavaşlaması
Google Toolbar yüklü bilgisayarlarda bazı sitelere yavaş erişme
Web sitelerin dahilinde “google search” kullanan alan adlarına erişimde yavaşlama
Google uygulamalarıyla entegre ya da Google Search’e dayalı birtakım uygulamaların etkilenmesi.
Sansür kararının neden alındığı ve hangi hukuki süreçle yürürülüğe konduğu henüz bilinmiyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanlığı’ndan geçen yıl yapılan açıklamalarda ‘yerli’ bir arama motoru kurulacağı ve bunun 2010 sonuna kadar çalışmaya başlayacağı söyleniyordu.

BTK: OLAY GÜNCELLEMEDEN İBARET
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) yapılan açıklamada, Google internet sitesinin erişiminin engellendiği yönündeki iddialara yönelik olarak, “‘Yapılan işlem, erişimi engelli olan http://www.youtube.com internet adresine ilişkin IP adreslerinin güncellemesinden ibarettir” denildi.

Sansürcü zihniyet hala devam ediyor. Bilginin özgürce dolaşımına engel olan bu zihniyetlere dur demeliyiz.