Geçen aylarda bitirdiğim kitaplardan biridir Medya ve Demokrasi… Medya’nın iç işleyişini, ideolojik alanın yaygınlığını çözen, liberal piyasa anlayışının medya ayağının ne şekilde oluşturulduğunu ortaya koyan kitaplardan biri. John Keane tarafından yazılan kitabı İstiklal’da bulunan sahaflardan almıştım. Tabi ki bulana kadar baya bir uğraştırmıştı beni. Kitabın 3 baskısıda Ayrıntı Yayınlarından çıktı. İlk baskısı 1993 yılında yapılan kitabın son baskısı 1999. Kitabı çeviren kişi ise, yakından tanınan bir gazeteci ve akademisyen Prof. Dr. Haluk Şahin. Şahin hem Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yapıyor hem de bildiğim kadarıyla Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri bölümünde hoca, hatta bölüm başkanı olmalı… Haluk Şahin’nin kitabın 3. baskısında medya etiği üzerine düştüğü not çok ilginç;

…[M]edya etiği alanında kategorik konuşmanın tehlikeleri her tartışmada ortaya çıkıyordu. Kesin, net, siyah-beyaz yanıt alma umudu olmasa da mutlaka tartışılması gereken evrensel “büyük” sorunlar gelip Türk medya tartışmalarının üzerine çökmüştü. Örneğin şunlar

  • Gazetecinin etik yargılara ulaşabilmek, yaptığını değerlendirmek için başvurabileceği evrensel ilkeler nelerdir?
  • Ya somut bir örnekte, bu ilkeler birbirleriyle çatışıyor ya da çelişiyorsa? Bu gibi durumlarda hangisi uygulanmalıdır? Hangisi üst hangisi alt kuraldır
  • Gazeteci kime sorumlu olmalıdır? Kime sadık kalmalıdır? Kendisine mi, topluma mı, işverene mi, meslektaşlarına mı?
  • Gazeteci “Amaçlar mı, yoksa araçlar mı önde gelir?” türünden klasik sorulara nasıl yaklaşmalıdır? Bu yaklaşım basının hükümeti gözetleme işleviyle nasıl bağdaştırılabilir?(Bkz. Edmund Lambeth, Committed Journalism, Indiana University Press, 1986 1

Gazetecilik ve etik mi? Düşün… düşün… düşün… ? Hem de Türk medyasında?… Türk medyasında kimin kime sorumlu olduğu ortada değil mi? Ana-akım medyayı hele bir gözatın bakalım… Açın boyalı gazetelerden birini kimin sesi olduğunu göreceksiniz. Ya da herhangi bir TV kanalını… Haluk hocanın topladığı sorular makul ve gerçektende cevaplanması gereken sorulardır. Fakat, bu sorular Türkiye medyası için “görülmemesi” gerekilen sorulardır. Zira, medyamız hiçbir etik anlayışı kabul etmemektedir…

Kitaba gelince; ABD ve Britanya medyasının iç işleyişinden tutunda, kuramsal altyapısının tarihsel aşamalardan geçerek bugünkü şeklini nasıl aldığını örneklerle ortaya koyuyor. Özellikle giriş bölümünde Basın Özgürlüğü konusunda verdiği örnekleri dikkatle incelemeniz de yarar var…

Notlar
1 Medya ve Demokrasi, John Keane, 1999, Türkçe Önsöz : Haluk Şahin syf 18-19