Serkan

Bu kullanıcı herhangi bir kişisel bilgi paylaşmamış

AnaSayfa: http://www.serkanaktas.org


Serkan tarafından yayınlananlar

Google’a yasak mı geldi?

Son 3 gündür yaşanılan süreci takip eden var mı aranızda bilmiyorum. Türkiye’de sansür zihniyeti artık uç noktaya vardı. Dünya’nın en çok bilinen şirketlerinden olan Google’a, ülkemizden bir darbe vuruldu. Peki neydi bu darbe? Hemen söyleyelim; sansür, engelleme, yasaklama… Nasıl adlandırılırsa adlandırılsın, ortada olan gerçeği örtmüyor bu durum.

Youtube’u tümden engelleme sevdası yüzünden neredeyse Google’ın tüm uygulamalarını engelleyen Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, youtube’u engelleyeceğim diye, neredeyse Google’ın tüm uygulamalarına engel koydu.

Habere şöyle bir gözatalım

Bazı ADSL firmaları ve servis sağlayıcılar tarafından abonelerine gönderilen bilgilendirmeye göre, erişimi engellenen IP’ler dolayısıyla Google’in bazı uygulamalarına erişememe veya erişimde yavaşlık yaşanması bekleniyor.

Bilgi notunda, sınırlamayla Google internet sitesine erişimde sorun yaşanması, reklam gibi analiz verisi için internet sitelerinde Google Analytics, Google Maps gibi Google uygulamalarını kullanan portal veya internet sitelerinde erişimin yavaşlayabileceği uyarısı yapıldı, Google Toolbar yüklü bilgisayarlarda bazı sitelere, internet siteleri dahilinde “google search” kullanan alan adlarına erişimde yavaşlama olabileceği ifade edildi.

Firmalara ait Google uygulamalarıyla entegre veya Google Search’e dayalı bazı uygulamaların bu erişim kısıtlamasından etkilenmesinin de söz konusu olabileceği duyuruldu. Bu arada uzmanlar, TİB’in kararının, Google’a ait eski Youtube IP’leri ile ilgili olabileceğini değerlendirdi.UYGULAMALARDA YAVAŞLIK

Servis sağlayıcı firmalar, IP’lerin engellenmesinden ötürü Google’ın bazı uygulamalarına erişememe ya da yavaşlık yaşanmasını beklendiğini söylüyor. Firma açıklamalarına göre şunlar olabilir:

Google web sitesine erişimde sorun yaşanması
Reklam vb. analiz verisi için web sitelerinde Google Analytics, Google Maps gibi Google uygulamalarını kullanan portal veya web sitelerine erişimlerin yavaşlaması
Google Toolbar yüklü bilgisayarlarda bazı sitelere yavaş erişme
Web sitelerin dahilinde “google search” kullanan alan adlarına erişimde yavaşlama
Google uygulamalarıyla entegre ya da Google Search’e dayalı birtakım uygulamaların etkilenmesi.
Sansür kararının neden alındığı ve hangi hukuki süreçle yürürülüğe konduğu henüz bilinmiyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanlığı’ndan geçen yıl yapılan açıklamalarda ‘yerli’ bir arama motoru kurulacağı ve bunun 2010 sonuna kadar çalışmaya başlayacağı söyleniyordu.

BTK: OLAY GÜNCELLEMEDEN İBARET
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) yapılan açıklamada, Google internet sitesinin erişiminin engellendiği yönündeki iddialara yönelik olarak, “‘Yapılan işlem, erişimi engelli olan http://www.youtube.com internet adresine ilişkin IP adreslerinin güncellemesinden ibarettir” denildi.

Sansürcü zihniyet hala devam ediyor. Bilginin özgürce dolaşımına engel olan bu zihniyetlere dur demeliyiz.

Dennis Gabor Google Logosu – Dennis Gabor Kimdir?

denis gabor

Google, her zaman ki gibi dünyada ünlü kişilere selam yollamaya devam ediyor. Son olarak Macar asıllı ingiliz Fizikçi Dennis Gabor‘u özel bir logo ile andı. Google böylece her zaman olduğu gibi önemli kişilere değer vermeye devam ediyor.

Peki Dennis Gabor kimdir?

Google’da ufak bir araştırma yaparak görebilirsiniz. Ben size kısa bir özetini yapacağım;

Dennis Gabor, 1900 yılında Macaristan’da doğup, 1979′da İngilterede ölüyor. Onu bu kadar ünlü yapan şey bulduğu icat. Holografi’yi bularak çığır açan fizikçi bu çalışmayla 1971 yılında Nobel Fizik Ödülüne sahip oldu. Hologramm ilkesini ortaya atan fizikçi, Vikipedia’da verilen bilgiye göre şöyle bahsediyor.

Hologram İlkesi: 1947 yılında D. Gabor tarafından ortaya atıldı. Uygulamaya geçişi ancak 1963 yılında başlayabildi. Hologram bir cisim tarafından yayılan veya dağıtılan bir dalganın, bu cisimle ilgisi olmayan ve karşılaştırma dalgası denilen bir dalga ile üst üste gelmesinden doğan girişimleri kaydeden bir fotoğraf plağından meydana gelir.

Çalışmalarını 1963 yılında yazdığı “Geleceği Yaratalım” kitabında açıklamıştır.

Öneri üzerine

Arkadaşlarımın önerisi üzerine yazmaya devam ediyorum.

Efenim, son zamanlar da blogu aksattığım gerçek, öyle ki bir ara bu sitenin varlığını bile unutmuştum. Bir arkadaşımın “abi ya, siteni çok beğendim yazılarını zevkle okuyorum” demesine kadar. Önce büyük bir şaşkınlık, afallamalar ve daha sonra “bir ışık gördüm” durumları… Evet, evet böyle oldu.

Sonra efendim anladım ki ismime ait bir sitem var. E haliyle unutkanlığın getirdiği eziklikle siz değerli “potansiyel okuyucularımın” karşısında ne yapacağımı bilmez haldeyim. Ah ah, daha ilk açtığımda neler planlamıştım halbuki, efendim sürekli yazı yazacak, güncel gelişmeleri yorumlayacak, kendimi size ifşaa edecektim -ifşaa mı?-

Olmadı! Ama elimde değil sevgili arkadaşlar

Neyse efendim bundan sonra daha sık yazacağım, söz veriyorum.

Selamlarımla

Serkan

Güzel bir güne başlangıç

10:32 : Evet sevgili blog takipçileri saat 10′u geçmesi hasabiyle başlıyorum yazıma, bugün İstanbul’da güneş kendini gösterdi, hava biraz soğuk olsa da uzun zamandır güneşi görmediğim için biraz neşelendim… Bu arada neşeli bir güne başlangıç iyi bir müzik türü olan “rai müziğini” tavsiye ediyorum, özellikle “rachid taha, faudel, khaled” üçlüsünün şarkısı olan Abdel Kader‘i mutlaka dinleyin, sabah sabah yerinizde duramıyorsunuz…. Bu şarkıyı rezil eden Behzet ve Süheyl Uygur’a selamlar…

10:39 : Bugün TEKEL işçileri için grev var.  Birçok konfederasyonun katıldığı eyleme hükümetin has destekçileri olan Memur-Sen çark etmiş. Ya ne olacaktı? Memur-Sen, AKP ile birlikte palazlandı… TEKEL işçisi, işçi sınıfına yol gösteriyor… Bu arada Bianet’te çok güzel bir yazı çıktı, kolektif hayatın en güzel anlarını anlatan yazıyı mutlaka okuyunuz.

10:48 : Çay koyma vakti geldi… Kahvaltı zamanı…

11:13 : Şu dakika itibari ile Türk-İş başkanı Mustafa Kumlu konuşuyor. Bu adamı hiç sevmiyorum, hemen satacak gibi bir tip var adamın yüzünde.

11:15 : Bugün mutlaka şu Buz Devri 3′ü izleyeceğim. 2 gündür dırdır edip durduk, ama izleyemedik.

Bitti

Karar verdim bundan sonra sadece Akşam yazı yazacağım…

Görüşmek üzere

Tekelleşen Basın ve ben

Bu yazı anlık olarak yazılmaktadır. Serkan, 24:48′de başlayan yazısını 11:30 bitirmeyi düşünüyor… Umuyoruz :)

22:50 : İstanbul bu akşam çok çok soğuk! Az önce geldim eve. Yolların kayganlığı ise ayrı bir olay, yolda yürürken en az 5 – 6 kere düşme tehlikesi geçirdim. Neyse ki her seferinde dengemi sağladım. Denge meselesi yani…

Bugün birçok konuda afalladım, ilk yazımda belirttiğim üzere gün içerisinde yapacaklarımı sıralamıştım;

bugün elimde kalan bir iki kitabı bitirip kurtulmak istiyorum. Böylelikle kafa olarak da rahatlar insan. Daha sonra şu Buz Devri 3′ü izlemek istiyorum.

Kitapları yatağımın baş ucuna koydum beni bekliyorlar. Fakat Buz Devri 3‘ü izleyemedim… Benden kaynaklı bir durum değil aslında, sevgili dostum Eser geldi eve, sohbet ederken unuttum gitti… Artık yarına kaldı film…

23:04 : Bir arkadaşım MSN’den dert yanıyordu, “neden gazeteler tekelleşiyor” diye. İlginç bir tartışma gerçekleşti aramızda. Yaşadığı işsizlik yüzbinlerce Gazetecilik mezununu etkilediği gibi onu da derinden sarsmıştı. Mevzu alanım olunca insan kendisini durduramıyor, ha babam konuşuyor… Türkiye’de Basın tekelleştikçe nicel olarak büyükmekle birlikte nitel olarak tam tersi yol sergiliyor… Arkadaşımın öfkesini ve çaresizliğini gördükçe hem alanıma olan ilgimin artmasına hem de, birşeyler yapmanın gerekliliği inancına daha bir sarılıyordum. Günümüz de basının etik ve ahlaki açıdan yerlerde sürünmesinin tarihsel kökeni 1831 yılında devletin çıkardığı Takvim-i Vekayi‘ye kadar uzanır. Böyle başlar “devlet vesayeti“… 80′li yılların sonrasında basın artık medya endüstrisine ulaşır. Özal’lı yıllar gazete ve gazeteciliğin nitelik olarak değişmesinin başlangıcıdır aslında. Star TV’nin kurulmasıyla birlikte yeni dönem başlar. Daha sonra alabildiğince gazetenin tekelleşmesi gazete çalışanlarının işsiz kalmasına yol açar… Yıl 2010 işte arkadaşım 80′li yılların politik yaklaşımlarının meyvesidir.

23:22 : Daha önceki yazımda PHP öğrendiğimi söylemiştim. Eğlenceliymiş gerçektende PHP dilini öğrendikçe insan geliştiğini fark ediyor. İlk öğrendiğim fonksiyon gettype() fonksiyonu… Peki bu fonksiyon ne işe yarıyor? gettype() fonksiyonu bir değişkenin -ki değişken, tanımladığımız karakter, sayı ve karakter gibi değer barındarabilen özel bir konteynerdır- tipini test etmek için kullanırız.

23:35 : Birisine seni seviyorum nasıl dersininiz? Çok sevdiğim bir arkadaşım cesaret ve kararlılıkla söylemek istediklerini çekinmeden söyleyebiliyor. Açıkçası ona gıptayla bakıyorum.

23:37 : Üniversite konusunda sürekli farklı fikirler dinlemeyi seviyorum. Birçok konuda bilgi alışverişi yaptığım arkadaşlarımı dinledikçe nirvanaya ulaşıyorum… Hele bir de bu arkadaşım deneyimliyse…

23:38 : Amin Maalouf‘u okumalısınız… Bir insan Doğu-Batı’yı bu kadar güzel buluşturabilir mi?

23:39 : Şimdilik bu kadar, yarın sabah görüşmek üzere :)

/Serkan

Not : Yazı 23:30′da bitmedi, özür diliyorum :) )

Şubat’ın 3′ü, sabah saatleri mekan evim

Bu Yazı anlık olarak yazılmaktadır saat 10:25′de yazılıp,  12.00′a kadar bitirilmesi planlanıyor. Umarım :)

Saat 10.27 : Üzerimdeki sabah ağırlığını atmaya çalışırken sürekli esneme krizlerine girdim. Neyse ki, çabuk toparlanmasını bilen insanım. Şu saat itibari ile internet’te haber sitelerine doğru yolculuğum başladı.  İlk haberimi okurken gülme krizine girdim vesselam….

Efendim haberime göre MHP’li Osman Durmuş, Başbakan‘a hitaben “Erdoğan ikinci Peygamberdir” demiş, böylece Meclis kayıtlarına giren en eğlenceli sözlerden birini söylemiş olmuş… Mamafih, Meclis’in tansiyonu ondan sonra bir çıkmış bir inmiş, Erdoğan bunu “terbiyesizlik” olarak nitelendiredursun, o konuşurken önünde milletvekilleri “ceket” çıkarıp, gömlek kollarını yukarı doğru katlayarak kung-fu gösterileri yapıyordu.

Haber sitelerine baka durarken bugün yapmak istediklerimden de bahsedeyim size… Öncelikle şuan dışarısıda insanı donduracak kadar soğuk bir hava var. Kar da yağmış. Bu arada dışarı çıkmayı düşünenlere uyarı, gocuk, şapka ve atkı bulundurun… Ne diyordum? hah yapmak istediklerim, bugün elimde kalan bir iki kitabı bitirip kurtulmak istiyorum. Böylelikle kafa olarak da rahatlar insan. Daha sonra şu Buz Devri 3′ü izlemek istiyorum.

10:40 : Bu arada PHP ile ilgilenmeye başladım. PHP (Personel Home Page) olarak adlandırılıyor. Böylece dinamik web sitesi yapmak için pek zorlanmayacağım…

10:50 : Çay koyma vakti… Ben çay koyarken siz de dinlenin lütfen.

10:58 : Çayı koydum çorabımı giymeyi unutmuşum, onu da giydim. Radikal’in internet sitesine bakıyorum. Oral Çalışlar‘ın bugünkü yazısını okudum. Tasiye ediyorum. Bu arada Radikal‘in bir haberinde, Youtube Barack Obama‘nın konuşmasını canlı olarak vermiş. Youtube kullanıcıların gönderdiği 11 binin üzerindeki sorulardan sadece 10 tanesini yanıtlamış. Acaba bu soruların içinde Ortadoğu var mı? Merak işte benimkisi. Bu arada savaşa yeni bütçe ayırmış Demokrat Başkan :)

11:03 : Doğalgaz’a zam haberini duyduktan sonra annem biraz tuhaflaştı. Kombi’nin ayarlarıyla pek oynar görüyorum. Siz siz olun kombinin alıcırıyla oynamayın efendim, bir üşüyüp bir bunalabilirsiniz. Anam ne yapsın garibim, ülkemizin “zeki yöneticileri” doğalgaz ayarlarını sürekli bozuyor, doğaldır…

11:08 : Devletimizin internet sitelerinin birçoğunun kötü tasarıma sahip olduğunu biliyormuydunuz? Ey vicdanlı tasarımcılar neredesiniz hele devletinize yardım elinizi uzatın.

Bugünlük bu kadar…

Akşam görüşmek üzere :)

/Serkan

Merhaba Bloglar Alemi!

Arkadaşlarımın ellerinde pankartlarla evimin önüne gelip slogan atmasıyla başladı herşey… Bu blog onların eseridir aslında… Pankartın birinde şöyle yazıyordu: “Serkan bize tüm bildiklerini paylaş, n’olur”. Kıramadım tabi ki dostlarımı… Böyle başladı yolculuk…

Peki nasıl olacak?

Efendim günlük olarak yazmayı düşünüyorum bu bloga, 1 günde 2 yazı parolasıyla çıkacağım. Sabahın erken saatinde başlayacak yazım akşamın son yazısıyla son bulacak.

Peki neler olacak blogda?

Kendimi sınırlamayı düşünmüyorum aslında, tüm mevzulara bodoslama girmeyi düşünüyorum. Gazetecilik mevzusundan, edebiyata, bilgisayar dünyasından günlük yaşamıma vb. her konuda söyleyecek sözüm olacak.

Siz beni takip eden şanslı insanlar!

Şimdi yeni bir yolculuğun takipçileri olmaya nedersiniz?

/Serkan