Dikkat! bağımlılık yaratacak blog
Serkan
Bu kullanıcı herhangi bir kişisel bilgi paylaşmamış
AnaSayfa: http://www.serkanaktas.org
Serkan tarafından yayınlananlar
Nerede kalmıştık dostlar?
17 Nis
Ocak ayından beridir siteye not düşmemişim.
Hayatımdaki değişiklikler;
- 1 dönem gidemediğim okula geri döndüm. Döndüm fakat havasından mıdır suyundan mıdır bilemiyorum vizelerden kötü not almaya başladım -hala sonuçlar açıklanıyor, durduramıyorum efenim-. Tembelliğe vurdum bir süredir, hayır yani not peşinde koşarken ders çalışmayı unutmaz mıyım? Mümkündür…
- Bazı arkadaşlar -ki isim vererek rencide etmek istemiyorum- efenim kanal, gazete, dergi geze geze iş bulmuşlar ki bana sonradan haber veriyorlar.
- İsim vermediğim bu arkadaşlardan bazıları beni kandırmıştır: Olay şöyle gelişmiştir: A kişi olan ben bir süreliğine kafa dinlemek için İzmire yolculuk yapar. Bu süre zarfında okur okur okur, kendini geliştirir filan… -neyse bunu niye belirttim bilmiyorum giriş olsun diye sanırım.- Bahar döneminin başlangıcıyla birlikte bu arkadaşlar beni “dostum El Cezire Türk’te iş bulduk. Şu kadar maaş, şöyle güvence, şu zaman da gel” diyerekten kandırmışlardır. Saf olan ben hiç sorgulamadan enayi gibi yuttum. Eh sonradan uyandım ama yedik numarayı. Her neyse efenim, ben de böyle iş buldum diye bir havalara giriyorum ki sormayın. Birkaç gün bu enayilikle yaşadım sonra hesap sorarım filan dedim ama işte İstanbul’a gelince ve bir de dost özlemi sarınca unutuyor insan. Neyse bu yazıyla da bu isimsiz arkadaşları kınıyorum.
- Efendim bir süredir bendeniz ALES ve ÜDS’ye hazırlanmaktayım. Gerçi bir süre dediğimde 2 gün oluyor. İlim irfan sahibi bu bünye okuma aşkıyla yanıyor işte ne yapalım. Bu arada elinizde ALES ve ÜDS konu anlatım kitapları varsa alabilirim -hediye önceliklidir-
- Kişisel sitemi takip eden dostlarım bilirler -şu yazımda belirtmişim-. Bir süredir yana yana, döne döne aradığım Televizyon Üzerine kitabını bulmuş durumdayım. Bulma hikayemde ilginçtir vesselam. Efendim onca süredir bu kitabı aradığımı bilen X, İstanbul’a geldikten sonra bir anda “ya dostum o kitap bende var” diyerek beni dumura uğratmıştır. Yaklaşık 1,-1.5 yıldır bu kitabı aradığımı bilen dost, sanırım yeni uyandı. Fakat dostuma kızamıyorum zira bu arkadaş 2 sene önce okul kütüphanesinden almış bu kitabı fakat götürüp vermeyi unutmuş. İyi ki de unutmuşsun be dost! Peki ne mi yaptım dostlar. Hemen kitabı taratarak bilgisayarımın arşiv bölümüne koydum. Sonra çatır çatır kitabı okumaya başladım. Sefa ola…
- Bu siteyi inatla açık tutma kararı aldım. Ne olursa olsun kapatmayacağım. Bu tür yöndeki baskılara kulaklarımı tıkadım bilesiniz.
- Bu arada Nikon D 90 almayı düşünüyorum. Bu makineden çıkacak ürünlerle karşınızda olacağım.
Cogito ergo sum lan…
28 Tem
Yaz sıcağında dışarı çıkmak-çıkmamak arasında kalan bünyem iflas etti… Taksim-Gazi hattında gidip gelen ayaklarım ise “derman” bulamamaktan şikayetçi…- Medya yeniden apoletlerini takmadı mı sizce? Son çatışmalarla birlikte gündelik hayatımızı işgal eden milliyetçi haberlerin pompalanmasından şikayetçi değil misiniz? Her gün, saat, dakika hayatımızı işgal eden ırkçılığa ses çıkar mıyorsunuz? Yoksa siz de “15 dakika” ünlü olmak için can atanlardan mısınız? Acun Ilıcalı’nın yıllık kazancının 155 Milyon TL olduğuna ilgi gösteren kitle! bu ülkede yaşanan kirli savaşa ilgi gösterir mi acep? Yoksa “vatan için” mi başlayacak kelimeler…
- Uykusuz Dergisinin yaz sayısı çıktı, iyi de oldu. Çok eğlenceli almayı unutmayın
- Aynı zaman da Cogito’nun yaz sayısı da çıktı. Konu “Sivil İtaatsizlik”…
- 2010 ve 2011 yılında açılan üniversitelerin Yüksek Lisans ve Doktora programlarına yüzlerce öğrenci başvurmuş.
Benden tüyo, yeni acılan üniversitelerin Lisansüstü programlarına girişiniz, diğer üniversitelerden yüksek… Deneyin şansınızı
- Türk aydınlarının el değme kibirlerinden, “ben bilirim” ukalalığından sıkıldım artık. Kürt meselesinde söz söyleyen çok… E bir zahmet Kürtlere de söz hakkı verin…
- Son linç olayları, bu ülkede toplumsal cinnetin yaygınlaşacağını gösterdi bize… Ana akım medya buna tuz biber ekiyor…
- Şike operasyonlarını takip edemedim. 5 takımın biletini kesmişler herhalde :]
- Okullar açılsa da şu yaz monotonluğunu üzerimden atsam…
- Türk – Kürt aydınlarının, “silah bırakılsın, bırakılmasın” tartışmalarını Metin Yeğin’in “Gerillanın barışı – El Salvador – Guatemala – Meksika barış ve ateşkes süreci” kitabını okuyarak geniş tutabilirler… Özet : Silah bırakınca sorun çözülmüyor, aksine daha da güçleşiyor..
- Kitaplığıma bakıyorum şuan, yeni kitapları koyacak yer yok. Ne yapacam bilmiyorum. Yeni bi kitaplık yapmak şart.
- Şimdi dağılabilirsiniz…
Ben diyorum ki!
3 Tem
Google, Facebook’a rakip çıkartınca bütün sosyal medyacı ayyaşlar hareketlendi. Google duyuru yaptıktan hemen sonra dünyanın her yerinden siteye (bu arada projenin adının Google Plus [Google+] olduğunu belirtim) yığılmalar olduğu açıklanmış. E kimse bize davetiye yollamadı. İçim yanıyor vallahi
- Özel üniversiteleri toptan yakmak lazım. Bilgi Üni. Medya ve İletişim Sistemleri Yüksek Lisans programı fiyatı: 19.000 TL… Burs olayına dalın gençler… Tam burs olayını unutun, %50-60 alırsanız öpün başınıza koyun… :]
- Son birkaç gündür dinlediğim şarkılar;
Afroman – Because I Got High / Ağbi ne içiyorsan bana da sar :}
Nizamettin Arıç – Azadî / saygılar ağbi
System of A Down – Toxicity, Chop Suey, B.Y.O.B, and all etc…. / Bu blogu yakından takip ediyorsan System of A Down fanatiği olduğumu biliyorsundur.
bilmiyorsan blogu karıştır ![]()
Inti-Illimani and Quilapayún – El Aparecido / Bunu her dinlediğimde kendimden geçiyorum dostlar
dinleyin dinletin
- Toplum ve Kuram Dergisi 5. sayısını çıkardı. 4. sayının devamı niteliğinde olduğunu düşündüğüm bu sayı da Dağdan Taşmak: Kürt Hareketinin Dönüşüm Seyri başlığı ile dosya konusu oluşturmuşlar. Yoğun emek ve hamurla yoğrulup önünüze servis edilen yiyeceği -pardon dergiyi- alıp bir güzel afiyetle okumanızı diliyorum.
- Milliyet.com.tr sitesine her girdiğimde erotik sitenin içindeymişim gibi hissiyat oluşuyor bende… Biliyorum sadece bende değil
yoksa öyle mi lan? - Bira içtikten sonra -hatta içerken- uykumun gelmesinden nefret ediyorum. Hayır ortama ayak uyduramıyorum yahu
- Bu arada Dipnot Dergisinin de 5. sayısının çıktığını yazayım unutmadan. Konu Milliyetçilik… Benedict Anderson’la söyleşi yapılmış. İlginçtir Dipnot’un bu sayısında yazısı çıkan iki kişi aynı zaman da Toplum ve Kuram’ın 5. sayısında da yazmış.
- Ve efsane Dr. Martinez, Özgür Gündem‘de yeniden yazmaya başlıyor. Hatırlamayanlar, bilmeyenler için kısa özet geçiyorum. Dr. Martinez’in yazıları, doktor Altay Martı’nın kaleminden çıkıyor. 2000′li yıllarda değerli yazar Evrim Alataş’ın Fincani Xanim’la birlikte ekGündem’in vazgeçilmezleri arasındaydı. Ne okurduk be! Hafta sonunu iple bekleyen fanatikleri olan kitleye sahiplerdi. Lisedeyken biriktirdiğimiz Altay Martı yazılarını kantinde, sınıfta her yerde okurduk. “Sevgili nohutlu pilavcılar… Romalılar, dostlarım…” diye başladığı yazısına en olmadık mesajlarla bitirmesini severdi. Altay Martı efsane yaratmıştı. Bu efsane öyle bir hal almıştı ki hafta sonu gazetenin yüksek tiraja sahip olmasına yol açıyordu. Yazıları sonra “Ben diyorum ki” diyerek kitaplaştırdı Altay ağbi
Onunla yapılmış güzel bir söyleşi… Her Cumartesi Özgür Gündem gazetesinde bulabilirsiniz… Şu iki yazısına bakın derim - Bir öfkelenip bir gülmek… Bir sevmek, bir üzülmek…
- Bitti kardeşş…
* Başlık Dr. Martinez’e selam göndermek için konuldu :]
Benden kısa notlar…
19 Haz
Uff çok uzun zamandır yazmıyormuşum. Medya Çalışmaları Konferansının ikinci bölümünü yazarım diye düşünüyordum. Fakat koşullarım bir türlü düzelmedi. Aksilik finallerde girince araya unuttum. O değil konferansın ardından uzun zaman geçti, dolasıyla aklımdakilerin çoğu uçtu
Affedin
Finaller demişken, 2 haftalık maratonu geçtiğim için çok mutluyum. Mideme ağrılar gire gire sınavlara giriyordum. Neyse ondan da kurtulduk.
Ben yazmayınca çok şeyler olmuş hayatta. En önemlisi seçimler… Bir AKP iktidarını daha göreceğiz. ‘İleri demokrasi’ uygulamalarıyla kalkıp-yatacağız.
Emek, Demokrasi ve Özgürlük adaylarının başarısını içtenlikle kutladık arkadaşlarla. Hele Sırrı Süreyya Önder ve Ertuğrul Kürkçü’nün mecliste olması bile büyük mutluluk veriyor. Fakat hala kıllanıyorum ben bu meclis işine… Sormayın gitsin
İBB’nin ekipleri şuan sokağı kazıyor, kulağımı tırmalayan beton kesiciyi parça parça etmek istiyorum.
Süryani şarabının methini duydum geçen gün. Yakınlarda içme gibi bir durumum var.
Bu arada yukarıdaki yazılanlara bakınca Radikal Gazetesi’nden Cüneyt Özdemir ve Ezgi Başarandan kopya çekiyormuşum hissine kapıldım. Aha aynı valla
Gazi Mahallesinde HEPAR’a 102 oy çıkmış. Geniş düşünen bu arkadaşları tanımak isterim. Oy verirken ne içtiler acaba?
D. Beybin Kejanlıoğlu’nun editörlüğünde “Zamanın Tozu; Frankfurt Okulunun Türkiyedeki İzleri” adlı kitap çıkmış. İyi bir kitap fakat çok pahalı: 50 TL. İnternet’ten 36 TL’ye kadar düşen fiyatlarla alabilirsiniz. Buradan mesela. Ben mi? Ben daha almadım. Alırız ya kaçmıyoruz ya
Bu arada Beybin hocanın doktora tezini okuyorum. (Kitaba dönüştürülmüş halini) “Türkiye’de Medyanın Dönüşümü”, özellikle medyanın geçirdiği evreleri öğrenmek için başvuru kaynağı. Bu arada belirli bir süreyi kapsadığını (’80 – ’94 yılları) hatırlatayım.
Uzun yıllardır ayağıma top deymedi, top oynamayı unuttum galiba. Futboldan da uzak kaldık. Kim şampiyon olmuştu? (ene gülüyor musun? şaka yaptık, o kadar da değil canım)
Benden bu kadar, önümüzdeki yazılarda görüşmek üzere…
Medya Çalışmaları Lisansüstü Öğrenci Konferansı’nın ardından – 1
9 May
2 günlük konferansın sadece ilk gününe katılabildim. İlk günün son oturumunu izleyemeden, işim yüzünden ayrılmak zorunda kaldım.
Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen Disiplinlerarası Medya Çalışmaları Lisansüstü Öğrenci Konferansı katılacağımı daha önceden yazmıştım. Planlarım arasında konferansı arkadaşlarımla birlikte takip etmek vardı. Fakat arkadaşlarımdan hiçbiri gelmeyince tek başına gitmek zorunda kaldım. Katılım az olduğunu gördüm. Açıkçası katılımın az olması, duyurunun çok fazla yapılamamasına bağlıyorum (en azından öyle tahmin ediyorum). Özellikle iletişim çalışmalarında yer alan genç akademisyen adaylarının kendilerini ifade etmeleri için büyük fırsat olan bu konferansların yaygınlaşmasını temenni ediyorum…
İlk önce şunu belirteyim; Yüksek Lisans ve Doktora yapan arkadaşların çalışmalarını ilgiyle takip ettim. Özellikle bazı çalışmalar heyecan vericiydi. Fakat Kürt meselesine dair herhangi bir çalışmanın olmaması da şaşırtıcıydı. Meseleye dair sözü olan yüksek lisans ve doktora adayı öğrenciler konferansa ya ilgi göstermediler ya da duymadılar. Bu arada tabi ki konferans duyurusunda “Kürt meselesine dair çalışma yapan arkadaşlara özel çağrı yapıyoruz” diye bir vurgu olamaz. Burada konferansı düzenleyenlere sözüm yok. Benim derdim, özellikle anaakım medyanın ötekilere, özellikle Kürtlere dair nefret söyleminin üretilmesi ve yayımı konusunda siciline dair çalışmaların olup olmamasıdır. 1990′la birlikte Türkiye medyasının (radyo, tv, gazete, daha sonra internet vb) Kürt coğrafyasında yaşanan, devlet tarafından “terör”, bağımsız uzmanlar tarafından “düşük yoğunluklu savaş”, Kürtler tarafından ise “kirli savaş” olarak nitelendirilen olaylara dair “ürettiği haberler” (üretim sürecini masa başında, veya özel harp dairesinin direktifleriyle yaptıkları bilinen birşey, daha çok bilgi için Ragıp Duran’ın Apoletli Medya kitabına bakabilirsiniz) ibret vericidir.
Devamla, Türkiye’de akademinin Kürt meselesine olan kaçınmacı, alerjik yaklaşımları sorunun kamusal alanda (burada kastım devletin belirlediği sınırlar dahilinde çizilmiş bir alan değil, tam tersine devletin ortaya koyduğu sınırların dışında oluşan bir alan) tartışılmasına dahi izin vermiyor. Son 10 yıllık sürecin, Kürt meselesinde yaşanan kırılmalar, gel-gitlerle birlikte Kürtlere dair bilgi üretim sürecinin liberal siyasetin ve onu şekillendiren düşünce sistematiğinin ortaya koyduğu projeler üzerinden gitmesi ayrı bir sorun. Bununla birlikte medya ve siyasetin kirli ilişkilerinin ’90′lı yıllarda ayyuka çıkması, resmi ideolojinin Kürtler üzerinde baskı unsuru olarak sürdürüldüğünün bir kanıtı. Zira kirli savaşın yoğun olarak devam ettirildiği bu yıllarda dezenformatif bilgi üretiminin Kürt meselesi üzerinden nasıl yeniden üretildiğini, bu durumun anaakım medya üzerinden nasıl gerçekleştirildiğini biliyoruz.
Özellikle Kürtlerin anaakım medya da nasıl konumlandırıldığına dair çalışmaların var olduğunu biliyorum. Aynı zaman da akademi dışı bir çalışma olan Faik Bulut‘un “Türk Basınında Kürtler” isimli harika bir kitabı da var. Yine Bayram Ayaz‘ın “Türkiye’de İnsan Hakları ve Kürt sorunu örneğinde Türk Basını” kitabı… Fakat benim meram biraz genç iletişimcilerin ülkenin son 30 yıllık sürecine etki eden Kürt meselesiyle ilgili çalışmalar yapması gerektiği… Bu konuda zengin kaynaklara, yaşanan gündelik pratiklere dönüp baktığımız da çokta zorlanacaklarını sanmıyorum… Umarım gelecek sene (eğer düzenlenirse) konferansta buna dair bir çalışma görebilirim.
Gelelim konferansa…


Son Yorumlar